Bağımlılık Rehberi

Uzman Yazıları

Bağımlılık Tedavisinde Denge Modeli

Bağımlılığı sürdüren birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar; beslenme, fiziksel egzersiz ve sağlık sorumluluğu gibi yaşam biçimi davranışlarını içermektedir. Bu bağlamda; yaşam biçimi davranışlarının bağımlılık üzerindeki etkisinin saptanması, madde kullanan kişiye sağlıklı yaşam biçimine yönelik motivasyon kazandırmak amacıyla uygun müdahalelerin belirlenmesinde önemlidir (Tuygar, 2009).

Pozitif Psikoterapide bireylerin sahip oldukları yetenekler ya da bu yeteneklerin gelişme düzeyleri kişiler arası ilişkilerinde çatışma unsuru olarak ele alınmaktadır.

 Peseschkian (2000), bireylerin yaşadıkları bu çatışma anlarında söz konusu problemle baş edebilmek için dört temel yaşam alanlarından birine yöneldiklerini ifade etmektedir. Bu dört alanının herhangi birinde veya birden fazlasında olan genişleme ya da daralma bireylerin yaşamlarında karşılaştıkları problemlerle sağlıklı ve etkili bir şekilde baş etmelerine engel olmaktadır. Yaşanan bu baş edememe durumu da bireylerin mutluluk düzeylerini doğrudan ve dolaylı olarak etkilemektedir. Bu sebeple pozitif psikoterapi danışma sürecinde denge modeli aracılığıyla bireylerin yaşam alanlarını uyumlu bir şekilde düzenlemeyi hedeflemektedir. Temel yaşam alanlarında sağlanacak denge ile bireylerin sağlıklı ve üretken olabileceği savunulmaktadır.

Denge modeli-çatışma reaksiyonu ve bağımlılık

 Her insan dünyayı kendi yolunda deneyimler ve kişiliğine uygun bir tepki modeli geliştirir. Denge Modelinde Peseschkian, kişinin enerjisini-zamanını yaşamın dört temel alanına yaydığını öne sürer. Bu dört alan; beden, başarı, sosyal yaşam ve zihinsel yaşam olarak adlandırılmıştır. Peseschkian ideal olanın kişinin zamanı ve enerjisini bu dört alana eşit olarak yayması olduğunu öne sürmüştür. Çatışma varlığında bu denge bozulmakta, bazı alanlar ihmal edilirken, bazı alanlarda yoğunluk artmaktadır.

Beden-duyular: Bağımlılıkta da bireyin beden alanında özellikle iştah, uyku, özbakım ve spor gibi alanlarda düşüş ile birlikte büyük olumsuz değişimler olur.

Başarı-akıl: Bağımlılığın seyrine bağlı olarak kişilerin iş yaşam başarı düzeylerinde düşüşler olmaktadır. Örnek verecek olursak belli bir miktarda madde kullanmanın zihni açtığı, kaygıyı azalttığı gibi inanışlar, başarıyla katkı sağlamak için kişileri maddeye bağlamakta ve ilerleyen süreçte büyük sıkıntılara yol açmaktadır.

İlişkiler-temas: Bağımlılık süreci kişinin ailevi ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Bağların zedelendiği bilinmektedir.

Gelecek-maneviyat-hayal: Bağımlılıkta kişi zamanının büyük bir kısmını maddeyi aramak, kullanmak ve etkisinden kurtulmak ile geçirir. Gerçeklikten ve gerçek problemden kaçıp hayali bir dünyada sorunlarıyla baş etmeye çalışır. Çatışmayı çözmek için kullanılan bir yöntemin ön plana çıkarak diğer alanların geri planda kalmasıyla var olan denge bozulur. Alkol-madde bağımlılığında bu durum, bireyin madde kullanarak kendi iç dünyasında zamanının büyük bir kısmını geçirmesi ve diğer tüm (beden, başarı ve ilişkiler) alanlarda gerekli zamanı geçirmeyerek dengenin bozulduğunu gözlemlenir.

Denge ilkesi gereği, bireyler yaşadıkları problemleri çözebilmek için beden, başarı, ilişki ve gelecek/maneviyat boyutlarını dengeli bir şekilde kullanmalıdırlar. Çünkü pozitif psikoterapi anlayışına göre, bireylerin tam olarak sağlıklı ve üretken olmaları bu dört temel yaşam boyutuna verecekleri önem, harcayacakları zaman ve enerjide dengeyi sağlayabildiklerinde mümkün olacaktır.

Kaynakça

Karaaziz, M., & Çakıcı, E. (2019). Bağımlılık kavramının pozitif psikoterapi perspektifinden değerlendirilmesi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 20, 108–111.
Peseschkian, N. (2000). Positive psychotherapy. New Delhi: Sterling Publishers.
Peseschkian, N. (2002a). Günlük yaşamın psikoterapisi (H. Fışıloğlu, Çev.). İstanbul: Beyaz Yayınları.
Tuygar, Ş. F. (2009). Bağımlılarda sağlıklı yaşam biçimi davranışı geliştirme eğitiminin beden kitle indeksi üzerine etkisi (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi).
Walsh, R. (2011). Lifestyle and mental health. The American Psychologist, 66(7), 579–592.