Uzman Yazıları
Bağımlılık ve Kadın
Bağımlık sadece biyolojik, cinsiyet gibi farklılıklarla değil sosyal ve kültürel faktörlerle de ilgili bir hastalıktır. Literatürde ve kültürel çevrede bağımlılığın çoğunlukla erkekleri ilgilendiren ve erkeklerin sorun yaşadığı bir hastalık olarak yansıtılması kadın bağımlıları etkilemekte ve tedaviye erişimlerini engellemektedir. Son yıllardaki yapılan çalışmalar neticesinde cinsiyetler arası alkol ve madde kullanım bozukluğunda ciddi farklar olmadığı görülmektedir. Cinsiyetler arası farkın çok olmamasına rağmen tedaviye başvuran kadın bağımlı sayısının artmamasının nedeni araştırma ve tartışma konusu olmuştur.
Son yıllardaki yapılan çalışmalar bağımlılığın cinsiyet üzerinde büyük farklılık göstermediği anlaşılmıştır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC, 2017) göre, dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki bireylerin en az bir kez uyuşturucu madde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre ( SAMSHA, 2014), 18-25 yaşındaki erkeklerin %62,3’ünün kadınların ise %56,9’unun mevcut alkol kullanımı olduğu bildirilmiştir. Bu yaş grubu erkeklerin %26 sının kadınların ise %19,2 sinin uyuşturucu kullanıcısı olduğu ifade edilmiştir. SAMSHA’nın 2017 yılındaki raporunda, 2016 yılında 18 yaş üstü 19.5 milyon kadın yasa dışı uyuşturucu madde, 8.4 milyon kadın ise reçeteli ilaçları kötüye kullanmıştır. Kadın alkol ve madde bağımlısı bireyin artmasına rağmen ülkemizde tedaviye başvuru oranında belirgin bir artış gözlemlenmemiştir. 1998-2002 yılında yapılan bir çalışmada bağımlılık nedeni ile yatarak tedavi gören 3851 hastanın %2,9’u kadın %97,1’inin erkek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tedaviye düşük başvurunun damgalanma ile ilişkili olduğu anlaşılmaktadır.
Kadınların alkol kullanımı ile ilgili damgalanma süreci tarih boyu süregelmiş bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Antik Roma ve 19. yy Amerika’sında içki içen kadınlar damgalanmış ve toplumsal bir dışlanmaya maruz kalmışlardır. Bu damgalanma alkol kullanan erkeklere yönelik olmadığı anlaşılmıştır. Aradan yüz yıllar geçse de toplumun kadına bakış açısının değişim göstermemesi kadın bağımlıların tedaviye geç başvurusuna neden olmaktadır. Damgalanmaktan, dışlanmaktan endişelenen kadınlar alkol madde kullanım bozukluğu ile destek almadan mücadele etmek durumunda kaldıkları anlaşılmaktadır.
Kadınların erkeklere göre, tedaviye daha az başvurduğu ve daha sıklıkla cinsiyete özel tedavi zorluğuyla karşılaştığı ne yazık ki bilinmektedir. Yapılan çalışmalar kadınların tedaviye son aşamada başvurduklarını bildirmektedir. Sosyal damgalanma, farkındalık sağlayan tedavi seçeneklerinin azlığı, erkeklerin daha çok ele alındığı geleneksel tedavide, sık olan yüzleştirici yaklaşımların varlığı, eşlik eden psikiyatrik eş tanıların olması, travma hikayesinin varlığı ve evsizlik, bağımlı kadının tedavi önündeki engelleri olarak sayılmıştır. Bağımlı kadınlar ve travma üzerine yapılan bir çalışmada araştırmaya katılan kadınların %74’ünün cinsel istismara maruz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu da istismar gibi örseleyici yaşantılar sonucu kadınların alkol madde kullanımının olduğunu düşündürmektedir. Bu anlamda alkol madde kullanım bağımlılığı tedavisinde geleneksel yaklaşımların aksine eşlik eden ruhsal hastalıkların tespit edilmesi ve kadın bağımlıları birçok alanda desteklenmesi gerekmektedir.
Türkiye’de ve dünyanın birçok kentinde madde bağımlılarına hizmet veren merkezlerde kadın ve erkek yatak sayılarının eşit olmadığı görülmektedir. Hastaneye yatışı için uygun yatak sırasını beklemek de kadın bağımlıları tedaviden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle mevcut hastanelerdeki kadın yataklı servislerin de artmasına ihtiyaç vardır. Birleşmiş Milletlerin dünya çapında yaptığı araştırmada kadın bağımlıların karşılaştığı sorunlar ele alınmıştır.
- Utanç ve stigma
- İstismar
- Çocuklarını kaybetme endişesi
- Eşin stigması ve ayrılma endişesi
- Tedavi merkezlerinde çocukları için bakım yerlerinin yetersizliği ve olmaması
- Kadın servislerinin yetersizliği
- Kadınlara yönelik tedavi yöntemlerinin yetersizliği
- Finansal yetersizlikler
Yukarıda bahsedilen sorunlar nedeni ile kadınların tedaviye başvurma ya da tedaviyi sürdürmede zorluklar yaşadıkları anlaşılmaktadır. Bağımlılık gibi ciddi bir hastalığın tedavi edilmemesi, kişinin tedaviye geç başvurması çeşitli ruhsal hastalıkların gelişimine neden olmaktadır. Aynı hastalığa sahip bir erkekten farklı olarak kadın bağımlılar ekstra damgalanma, korku ve yetersiz tedaviler ile de mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi Rehabilitasyon modelinde kadın danışanlara da hizmet sunulması alanda yaşanan zorluklara karşı uygun rol model olma niteliğindedir.
Münire KARDAŞ
Kaynakça
Bilici, R., Ünübol B., & Çinka E., Kadın, gebelik ve bağımlılık. Tanı Tedavi ve Önleme. 557-566.
Substance Abuse and Mental Health Services Adminis-tration (SAMHSA). Results from the 2013 National Survey on Drug Use and Health: Summary of National Findings, NSDUH Series H-48, HHS Publication No. (SMA) 14-4863. Rockville, MD: Substance Abuse and Mental Health Services Administration, 2014.
Ünübol, B., Ünübol, H., & Bilici, R. (2019). Kadın bağımlılarda içselleştirilmiş damgalanmanın bağımlılık özelliklerine ve algılanan sosyal desteğe olan etkisinin incelenmesi. Anatolian Journal of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi, 20(4).
Ünübol, B., Çinka, E., Bilici, R & Hıdıroğlu, S. (2019). Bağımlı Kadınların Ruhsal, Ailesel ve Çevresel Sorunlarının İncelenmesi. Kadem Kadın Araştırmaları Dergisi, Vol. 5, No. 1. s. 99- 131.